Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı. “Bitmeli” dedi içinden, “Her gün bu tatsız uyanış bitmeli.” ...
Şimdi her yer karanlık. Varlığında olan tüm renkler terk ettiğin gün siyahları giydirdi üzerine. Gökkuşağı dahi sadece tek rengi gösteriyor, oda gece karanlığında doğuyor. Artık ihtiyaç duymuyor doğan güneşe. Yarasalar gibi dolaşıyorum etrafta sessizce. Kimseye zarar vermeden kaldırım taşlarına bakarak ...
Köhne bir yük katarı gibi ayak parmaklarımızı ezerek önümüz sıra geçen bu yorgun asır, bizim asrımız değildi. Korkarım, tozu dumana katarak pürtelaş gelen yenisi de, o imanla beklediğimiz ahengin asrı olmayacak. Raylar üstünde alelade bir tımarhane bu… tıklım tıkış vagonlarında ...
Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan. “N’aber, nasılsın” lafının arkasına “Bir görüşelim mi?” ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini. Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım. ...
ilk yarı bitti: Hayat:1… Ben:0…. Ama belliydi böyle olacağı. Nicedir başlamıştı belirtiler: Yolda çocuklar Amca şu topu atı versene diye seslendiklerinde kuşkulanmıştım ilkin… Sonra saçlarımdaki beyaz teller tescilledi yarı yolun ufukta göründüğünü… ...
Günler var ki beni aramadın,yazmadın. Senden gelecek bir mektubu bekledim boşuna. Önceleri içim umutla dolu, postacının kapımı çalmasını bekledim. Satırlarınla aydınlanmasını bekledim bu karanlığın.Saatler saatleri, günler günleri kovaladı. Git gide büyüdü verdiğin yalnızlık, yüreğim kahırla doldu. Ümit etmenin mutlu heyecanları ...
Halife Bağdat’ta sarayının balkonunda otururken baş vezirinin büyük bir heyecanla koşarak geldiğini görür. Hemen yanına gelmesini ister, merak eder bu heyecanın nedenini. Vezir ellerine yapışıyor, ağlamaklı bir sesle -Yalvarıyorum, bana izin ver, hemen şehirden gideyim. ...


